Sağlık sektöründe uzun yıllar hizmet vermiş bir emekli hemşirenin maaşının asgari ücretin bile altında kalması, sağlık çalışanlarının yaşadığı zorlukları bir kez daha gözler önüne serdi. Annem, 30 yıl boyunca doğu-batı demeden, köylerde, sınır kapılarında, il ve ilçelerde ebe-hemşire olarak görev yaptı. Ancak bu fedakarlıkların karşılığında aldığı maaş, ne yazık ki yalnızca bir asgari ücret bile etmiyor.
Annem, gece doğumlara çağrıldığı zaman karda kışta at arabasına biner, çeşitli zorluklarla köylere giderdi. Hatta bazı yerlerde, “Bizi kısırlaştırıyorsunuz” diye bağıran insanlarla karşılaştı. PKK nedeniyle jandarma eşliğinde girdiği köylerde, kadınların ve çocukların sağlık durumlarını kontrol etmek için yaptığı bu çalışmalar, o dönemlerde çocukluk aklımızla bir oyun gibi gelirdi. Ancak şimdi, bu fedakarlıkların ne kadar değersizleştiğini görüyorum; annemin doğuma gitmesi için evde bıraktığı biz çocukların durumunu, sıcak yemek kokusuyla karşılayamayan bir annenin yaşadığı sıkıntıları düşünmek bile içimi acıtıyor.
Artık yıllarca sağlık hizmeti veren insanlara bir yaşam borcunuz olduğunu kabul edin. Bu emeklerin karşılığını vermek, herkesin vicdanında bir sorumluluk olmalı. Unutmayın ki, bu vebal iki cihanda da yakanızda olacaktır.