Yeniden doğuş ve değişimin iki bin yıllık hikayesini anlatan Lazarus romanı

Yazar, eğitmen, yapımcı ve kültür girişimcisi Fırat Devecioğlu’nun yeni kitabı Lazarus – Tanrı Oyuncağı, Destek Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. Lazarus-Tanrı Oyuncağı ana karakterin sıradan bir fotokopiciden, kendi içindeki karanlıkla yüzleşen bir katil olma yolculuğunu ele alıyor.

Bu süreç, hastanede geçirdiği dönem ve orada yaşadığı olaylar aracılığıyla dramatik bir şekilde tasvir ediliyor. Devecioğlu, okuyucuyu etkileyici bir dille insan ruhunun karanlık köşelerine yolculuğa çıkarırken, insanın varoluşsal sorgulamaları ve kişisel dönüşüm mücadelesini ustaca işliyor.

Bir hastanenin nöroloji bölümünde bilincini kaybetmiş hastalar arasında yaşayan, onlarla iletişim kuran, onları öldüren, sürekli hasta değiştiren bir refakatçi kapınızı çalıyor. İçinde cinayetin, merhametin, sevginin, korkunun olduğu soluksuz bir yolculuk başlıyor.

Sıradanlıkla kahramanlık arasındaki silik çizgide yaşanacak bir yeniden doğuşa şahitlik etmek ister misiniz?

Fırat Devecioğlu, Lazarus adlı bu sarsıcı novellada, üstün insan, özgürlükten kaçış, temel bağlara dönüş, kolektif bilinçdışı, fırlatılmışlık gibi güçlü felsefi temalar üzerinden, insan ruhunun labirentlerine odaklanıyor. Erich Fromm, Schopenhauer, Freud, Lacan ve Jung’un düşsel gölgelerinin eşlik ettiği Lazarus, sizi arafta kalanların dünyasına götürüyor.

Sayfa: 64

“Usulüne göre gömülmeyen her şey sonradan hortlar.”

Lacan

Tarihsel ve dini anlatımlar

Felsefe, psikoloji ve tiyatro alanında düzenlediği etkinliklerle dikkat çeken ve eğitmen Fırat Devecioğlu felsefe kategorisinde yayınlanmış ilk kitabı Yüzleşme’nin ve Schopenhauer Felsefesi isimli ikinci kitabının ardından bu kez insan ruhunun labirentlerine odaklandığı Lazarus – Tanrı Oyuncağı novellasıyla okuyucuyla buluşuyor. Destek Yayınları etiketiyle yayınlanan kitabın editörlüğü Özlem Küskü üstlendi.

Tarihsel ve dini anlatıdan günümüz modern insanına ve tıp dünyasına uzanan bir hikâye… Hıristiyan ikonografisinde en sık işlenen mucize Lazarus’un dirilişi, ölen kişinin yerinden doğrulurcasına hareketlenişini ifade etmek amacıyla Lazarus refleksi olarak tıp litaratürüne de girmiş.

Kişisel dönüşüm ve içsel mücadele

Tarihsel anlatıda inanç, umut ve dönüşümün sembolü olan Lazarus, Fırat Devecioğlu’nun novellasında kişisel dönüşüm ve içsel mücadelenin bir temsili olarak okuyucunun karşısına çıkıyor.

Yazar Fırat Devecioğlu

Düşsel gölgeler

Tarihi Lazarus, ölümden dört gün sonra dirilir, hayata yeni bir başlangıç yapar. Kitaptaki Lazarus ise metaforik bir diriliş yaşayarak kendi içindeki karanlıklarla yüzleşir ve değişir. Her iki hikâye de Lazarus, farklı çağlar ve bağlamlar içinde, yeniden doğuş ve dönüşümün temsilcisi olarak yer alır. Bu anlatıya Erich Fromm, Schopenhauer, Freud, Lacan ve Jung’un düşsel gölgeleri de eşlik ediyor.

Karakterlerin derinlikli çözümlemeleri

Lazarus – Tanrı Oyuncağı’nda karakterin derinlikli psikolojik çözümlemeleri, toplumsal normlar ve bireysel özgürlük arasındaki çatışmalar üzerinden ilerliyor.

Kitap, edebiyat ve psikolojiyi kesiştiren noktada; modern toplumun birey üzerindeki etkilerini, bireyin toplum içindeki yeri ve kişisel özgürlüğün sınırları gibi konuları irdeliyor. Fırat Devecioğlu okuyucuya, hayatın karmaşık dokusunu ve insan ruhunun kırılganlığını, derinlemesine bir anlayışla sunuyor.

sayfası için iletişim:

[email protected]

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir